300’den fazla akademisyen ve sivil toplum temsilcilerinin katılımının yanı sıra, sekiz üniversite, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), AB Eğitim Komisyonu, Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu (UNİTEE) da eğitim konferansına katkı sağladılar. Avrupa’nın çokkültürlü eğitim konusunda karşılaştığı problemlere hem akademik seviyede hem de pratikte sivil toplum örgütlerinin gerçekleştirdiği eğitim projeleriyle cevap arandı. Bu konferansın kamu, özel ve sivil inisiyatiflerin bir araya gelmesinde önemli bir başlangıç adımı olduğunu aktaran London Üniversitesi’nde eğitim görevlisi ve UNESCO Kültürlerarası Araştırmalar Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Jagdish Gundara, “Zincirin en zayıf halkası sivil toplumlar. Fakat en demokratik olanı asıl sivil inisiyatiflerdir. Geleceğin neslinin nasıl olması gerektiğini ve bunun şekillenmesinde en aktif rolü sivil toplum üstleniyor.” şeklinde konuştu.
Flaman Eğitim Bakanlığının ev sahipliği yaptığı konferansın ikinci gününde “Eğitimden İş Dünyasına Uzanan Çokkültürlülük” ve “ Sivil Toplum ve Eğitim, Tabana Ait İnisiyatifler” konu başlıkları altında sunumlar gerçekleşti. Konferansa destek veren Flaman Eğitim Bakanı Pascal Smet programa video konferansı ile katıldı. Smet yabancı asıllı öğrencilerin başarılarını arttırmak için neler yapılabileceği fikirlerini önemsediğini fakat sorunların çözümünü sadece devletten beklemenin yanlış olacağını aktararak, “Öğretmen, veli ve sivil toplum el ele vererek hep beraber eğitimdeki çokkültürlülüğün getirdiği sorunları çözebiliriz.” şeklinde konuştu.
Eğitim Konferansın son oturumunda Amsterdam Üniversitesi’nden Dr. Martha Montero-Sieburth'un başkanlığında sivil toplumun eğitimdeki yeri ele alındı. Açılış konuşmasını yapan Dr. Montero- Sieburth, “ FEDACTİO'nun öncülüğünde bir araya gelen ve aktif vatandaşlık düşüncesiyle yeni nesilleri nasıl daha iyi eğitebiliriz diye kafa yoran insanları görmek bir şeylerin değiştiğinin göstergesidir.” dedi. Panel konuşmacılarının tanıtımından sonra söz alan Prof. Dr. Ides Nicaise (KULeuven), Lucerna Kolejleri üzerinde yaptığı araştırmasını açıkladı. Türk müteşebbisler tarafından kurulan Lucerna okullarındaki okul-aile-öğretmen ilişkisine değinen Prof. Nicaise, Lucerna eğitim gönüllüleri ile 2 yıl önce tanıştığını ve gerçekleştirdikleri projelerden çok etkilendiğini aktardı. Flaman Bölgesindeki Türk asıllı öğrencilerin genel liseler (ASO) ve üniversitelerde yeterince temsil edilmediğini aktaran Nicaise, “Lucerna okulları Flaman Eğitim sistemindeki eşitsizliğe cevap vermek için kurulmuştur. Okulların arkasındaki yatan sır projeye olan inanç ve bağlılık, bunun oluşturduğu motivasyon ve neticesinde ulaşılan başarı. Diğer okullardan en önemli farkı öğretmenlerin gösterdiği gayret ve fedakârlık, okul-aile işbirliği ve öğrenci rehberliği.” diye anlattı. Konuşmasını Lucerna okullarının başarılarıyla bitiren Prof. Nicaise, “Lucerna'nın sunduğu eğitim sayesinde yerli ve yabancı asıllı öğrencilerin arasındaki eğitim farkı daralıyor. Oluşturduğu eğitim projesi sayesinde kısa zamanda toplumun her kesiminden öğrencileri çekeceğine inanıyorum.”şeklinde düşüncelerini dile getirdi.
Panelde söz alan bir diğer isim ise Mitsou Kanemaki’ydi. Almanya’da hayata geçirilen ‘Genç Örnekler’ isimli rehberlik projesinden bahseden Kanemaki, “Başka rehberlik projelerindeki sistemlere karşın bizim rehberlerimiz de rehberlik yaptıkları öğrenciler gibi yabancı asıllı. Çoğu zaman rehberlik yaptıkları öğrenciler ve velilerle aynı sosyal ve kültürel geçmişi paylaşıyorlar. Bu yüzden de tecrübeye dayalı uzmanlar.” şeklinde konuştu. Kanemaki, rehberlik sisteminin iyi çalışması için rehberlik yapılan öğrencilerin rehberlere güvenerek bir rol model gibi görmeleri gerektiğine de atıfta bulundu.
Altında 21 farklı kuruluşu barındıran NPoint Eğitim Platformu kurucularından Murat Alıcı ise eğitim, yetenek gelişimi, sosyal uyumun artması gibi alanlarda yaptıkları faaliyetler hakkında bilgi verdi. Özellikle 2006’dan bu yana eğitim faaliyetlerin yanı sıra öğrencilerin yeteneklerinin geliştirilmesi için yapılan çalışmalardan söz açarak, “Örneğin çocukların birlikte çalışmayı öğrendikleri ve birlikte bir robot yaparak başka gruplarla yarıştıkları ROBOCUP var.” dedi. NPoint’un imza attığı birçok başarıdan bahseden Alıcı, başarılarının çalışanlarının çoğunun gönüllü olarak görev almasına bağlı olduğunu vurguladı.
Panel sonrası bir değerlendirme yapan Prof. Dr. Martha Montero – Sieburth ise genel manada NPoint kuruluşunun da yaptığı çalışmalara atıfta bulunarak çocukların yeteneklerinin toplu program ve yarışmalarda geliştirilmesi gerektiğini savundu.
Prof. Dr. Dirk Jacobs, iki günlük ‘Uluslararası Eğitim Konferansı’nı genel olarak değerlendirdiği konuşmasında programdan “sadece göçmenlere bir şeyler öğretmek değil, onlardan öğrenmek de gerektiğini” anladığını vurguladı. Örneğin Lucerna Kolejleri ve Ecoles des Etoiles gibi güzel örneklerin olmasının da Belçika’da yabancı asıllı ve yerli öğrencilere sunulan eğitimin arasındaki eşitsizliği tetikleyen sistemin de değiştirilmemesine bahane olmaması gerektiğini savundu. Zira ‘sistem kötü olabilir ama bak kendileri çalışmalarda bulunuyor’ tarzında bahanelerin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Bir diğer açıdan da göçmen asıllı insanların da daha pozitif yansıtılması gerektiğini savunan Jacobs konferansın bunda yardımcı olabileceğine atıfta bulundu. Eğitim Konferansı’nı ise genel manada “çok başarılı” olarak tanımlayarak “eşi benzeri yok” dedi.
İsmail Cingöz: “Uyum ve entegrasyon kalıplarının yerine ‘Biz ne yapabiliriz?’ sorusuna cevap arıyoruz”

Konferanstan sonra gazetemize açıklamada bulunan Belçika Aktif Dernekler Federasyonu (FEDACTİO) Yüksek İstişare Kurulu Başkanı İsmail Cingöz, farklı yeteneklerin Avrupa’nın geleceğinde üstlenebileceği rolü ve misyonu anlamanın ve anlatmanın önemi üzerinde durdu. “Farklı yetenekler” ifadesindeki farklılığın iyi okunması gerektiğini vurgulayan Cingöz, iki gün süren eğitim konferansının her yönüyle muhteşem bir organizasyona dönüştüğünü söyleyerek, gerek uluslararası katılımın, gerekse konu içeriğinin akademik kalitesinin buna büyük katkı sağladığını kaydetti. “Avrupa Parlamentosu ve Flaman Eğitim Bakanlığı’nın ev sahipliğinin yanında, sekiz üniversiteyle birlikte birçok enstitü ve STK’nın da destek vermesi bu konferansı daha da değerli kıldı.” şeklinde konuşan İsmail Cingöz, FEDACTİO’nun en temel toplumsal mesele olan eğitimdeki problemleri teşhis ve tedavide ‘uyum’ ve ‘entegrasyon’ gibi demode tabirleri kullanmak yerine ‘Biz ne yapabiliriz ?’ sorusuna cevap aradığını ve bu konuda herkesi ve her kesimi çözümde rol almaya teşvik ettiğini ifade etti. Cingöz, farklı kültür ve yeteneklerin buluştuğu ve kaynaştığı noktanın, yeni geleceklerin inşasının başlangıcını oluşturduğunu belirterek, açıklamasına “Avrupa’daki geleceğimize ve bütün Avrupa’ya bir nebze de olsun bir şeyler katabilmişsek ne mutlu bize” vurgusuyla nokta koydu.
NE DEDİLER
UNİTEE Başkanı Adem Kumcu: “Böyle bir girişimin amacı, Avrupa Birliği’nde
eğitim sisteminin kendisini dünyanın ve Avrupa’nın yeni şartlarına hazırlamasını sağlamak. Bu program, Avrupa’nın gelecek nesli 2020 hedeflerinde nasıl bir reformla hazırlaması gerektiğinin cevabı niteliğindedir. Avrupa artık 50 yıl önceki gibi dünya ekonomisini elinde tutan bir birlik değil. Avrupa ayrıca mali ve sosyal kriz döneminde. Demografik yapı itibari ile de Avrupa’nın yaşlanma sorunu da var. Bu tehditler karşısında Avrupa’nın eğitim sistemi mucit, üretken, girişimci ruhlu elemanlar yetiştiremezse, bu Avrupa’nın sonu demektir. Biz de diyoruz ki, siz içinizde bulunan göçmenleri, “yeni Avrupalıları” hep gariban kitle, yardıma muhtaç kitle olarak gördünüz. Bu ego merkezli bir yaklaşımdır. Sivil inisiyatiflerce Avrupa’da eğitime ciddi bir katkı söz konusu şimdi. Yeni Avrupalılar artık okullar açan, başarılı elemanlar yetiştiren inisiyatifler var. Bu konferans, yeni Avrupalılardan Avrupa ülkeleri neler öğrenebilir mesajı içeriyor.”
Prof. Dr. İdes Nicaise ( Katolik Leuven Üniversitesi) : “Burada göçmen toplulukların, bulundukları toplumdaki eğitime yapmak istedikleri katkıdaki isteği ön plana çıkıyor. Bu çabayı çok net görebiliyoruz. Bahsettiğimiz toplum eğitimdeki kaliteyi artırmak istiyor. Ve bunu bütün topluma yaymayı hedefliyor. Bizim eğitime klasik bakış tarzımıza yeni bir bakış açısı kazandırma isteğidir bu program. Eğitimdeki eşitsizliğe dikkat çekip, bunu çözmek için yollar gösteriyor. Bu alanda kültür merkezleri, işadamları, herkesin seferber olduğunu görüyoruz. Bu programlar sonrasında, eğitim alanındaki yöneticileri bu insanlarla masaya oturmaları ve bu girişimleri her türlü desteklemeleri gerektiğine inanıyorum”
Prof. Dirk Jacobs ( Brüksel Üniversitesi): “Konferanslarda şunu gördüm ki, etnik eğitim sistemlerinin bizim eğitim sistemimize olan katkısı çok büyük. Bunun değerlendirilmesi lazım. Eğitim bakanı olsaydım, bu alanda kesinlikle araştırmalar yapar, yatırımlar gerçekleştirirdim. Ki zaten bu alanda çalışmaların olduğunu tahmin ediyorum. FEDACTİO gibi kurumlar veya Lucerna gibi okulların topluma pozitif mesajları var. Sistemin daha iyi işlemesi adına büyük katkılar sağlanıyor. Bunlar göz ardı edilmemeli.”
Prof. Dr. Martha Montero-Seiburth (Amsterdam üniversitesi): “Bu konferansta sivil toplumun eğitimdeki rolü masaya yatırıldı. Bizzat Hollanda’da Cosmicus İlkokulu’nda bu uygulamayı tecrübe ettiğim. Orada toplum ve okul adeta iç içe yaşadığını gördüm. Toplum için beklentisiz katkı sağlama ruhu beni buraya çekti. FEDACTİO’nun yaptığı çalışmalar topluma başkaları için yaşama düşüncesi ve hayat felsefesini öğretiyor.”
Prof. Dr. Niyazi Öktem (Doğuş Üniversitesi): “Bu organizasyon beni şok etti. Avrupa’da bir Türk entelektüel yapısı oluşmuş. Bu yapının içinde olanlar işadamı olmuş, dernekler kurmuşlar arkasından okullar açmışlar. İşte Avrupa entegrasyonunda önemli rol oynamış. Böyle muazzam büyük toplantılar yapma aşamasına gelmiş. İngiltere’den Avrupa’dan birçok entelektüel konferansa katılarak burada çok kültürlülüğün, çeşitliliğin bir arada yaşaması için eğitimde neler yapılması gerekiyor bunlar konuşuluyor. Çok aktif bir katılım var bakın salon dolu.”